Son Durak: Günahın Rengi · Bölüm 4 / 4

Bölüm 4: Şafak Vakti ve Yasak Miras

⏱ 11 dk okuma 234 Şu an 1 kişi okuyor

Bölüm 4: Şafak Vakti ve Yasak Miras
Banyonun kilitli kapısı ardında zaman durmuş gibiydi. Şelaleden akan sıcak suyun çıkardığı gürültü, dışarıdaki dünyanın tüm kurallarını, ahlak yasalarını ve toplumsal normları boğan kalın bir perdeye dönüşmüştü. Ankara’nın sabaha karşı çöken o serin pusu, bu dairenin banyosunda biriken yoğun, boğucu ve ter kokulu buharın karşısında tamamen etkisizdi.

Buharın Altındaki Vahşi Teslimiyet
Arda Bey, kızını duş kabininin soğuk fayanslarına yasladığında, tenlerin birbirine çarpmasından çıkan şapırtılı, tok ses suyun şırıltısına karışarak banyonun dar alanında yankılanıyordu. Cansu, sırılsıklam olmuş ve tamamen şeffaflaşarak tenine yapışmış siyah dantellerinin üzerinden babasının o muazzam sıcaklığını her zerresiyle hissediyordu. Başını geriye atıp ıslak saçlarını babasının göğsüne doğru savururken, kalçalarını arkasındaki o durdurulamaz sertliğe her vuruşunda boğazından kesik kesit iniltiler yükseliyordu.

“Hissediyor musun baba?” diye fısıldadı Cansu, suyun gözlerine girmesine aldırış etmeden. Sesi, arzunun getirdiği o ilkel açlıkla tamamen boğuklaşmıştı. “Yıllardır bu evde kurduğun o otoritenin altında ezilen etimi görüyorsun… Şimdi o etin tek sahibi sensin.”

Arda Bey, yıllarca ilmek ilmek ördüğü, çocuklarına karşı sergilediği o sarsılmaz ve mesafeli baba figürünün, kızının bu ıslak, pürüzsüz ve sınır tanımayan teslimiyeti karşısında un ufak olduğunu hissediyordu. Parmakları, suyun ve şehvetin yarattığı o muazzam kayganlıkla Cansu’nun belinden aşağı, siyah dantelin açıkta bıraktığı dolgun, yuvarlak kalçalarına gömüldü. Eti o kadar sert sıkıyordu ki, parmak uçlarının bıraktığı baskı Cansu’yu daha da cüretkar bir noktaya taşıyordu.

Cansu’yu tek bir hamleyle kendine çevirdi. Şimdi yüz yüzeydiler; nefesleri birbirinin yüzünü yakıyordu. Arda, kızının bir bacağını kavrayıp kendi beline kilitlediğinde, suyun altında iki bedenin birleşimi vahşi bir ritme kavuştu. Cansu, tırnaklarını babasının geniş ve nemli omuzlarına geçirirken, acı ve hazzın birbirine karıştığı o doruk noktasında sessiz çığlıklar atıyordu. Bu artık sadece fiziksel bir birleşme değil, aile yapısının en mahrem duvarlarının en saf şehvete dönüşerek patlamasıydı. Dakikalar süren bu yoğun, ıslak ve hayvansı ritim, banyonun buharlı camlarında süzülen su damlaları gibi akıp giderken, Arda Bey tüm iradesini ve gücünü kızının sırılsıklam olmuş derinliğine bıraktı.

Sessiz Dönüş ve Sabahın İlk Işıkları
Fırtına dindiğinde, duşun vanası usulca kapatıldı. Banyoyu dolduran o ağır sessizlik, az önce işlenen günahın büyüklüğünü kanıtlar nitelikteydi. Cansu, suyun ve terin ağırlığıyla tamamen vücuduna yapışmış olan sabahlığını üzerine alarak, sırılsıklam adımlarla banyodan süzüldü. Vücudunda hissettiği o bitkinlik, zihnindeki zafer kazanmış o sinsi hazla birleşmişti. Odasına girdi, kendini yatağın kollarına bıraktı ve üzerindeki ıslaklığın soğumasına izin vererek derin, tatmin olmuş bir uykuya daldı.

Arda Bey ise beline doladığı havluyla, üzerindeki devasa suçluluk, yorgunluk ve şok dalgasıyla yatak odasına, karısının yanına döndü. Yatağa usulca süzüldüğünde, Hatice Hanım uykulu gözlerle hafifçe doğruldu.

“Nerede kaldın Arda? Çok geciktin, yatak buz gibi oldu,” diye mırıldandı, sesinde uykunun getirdiği o masum ve habersiz ton vardı.

Arda Bey, sesindeki ve ellerindeki titremeyi gizlemeye çalışarak, “Sıcak çok bastırdı Hatice… Duşun altında biraz uzun kalmışım, serinlemek istedim,” diyerek sığındığı yalanın arkasına saklandı. Karısına arkasını dönüp gözlerini karanlığa diktiğinde, parmaklarında hala Cansu’nun teninin kokusu ve ıslaklığı asılı duruyordu.

Sabah olduğunda, güneş Ankara bozkırını ve o 4+1 daireyi yeniden kavurmaya başlamıştı. Kahvaltı masasında kurulan aile tablosu ürkütücü bir normallikte ilerliyordu. Tarık, gözlerini tabağından kaldırmıyor; Sude, abisinin en ufak hareketinden kaçarak çayını yudumluyordu. Cansu ise masanın ucunda, dün gece babasıyla banyoda paylaştığı o büyük sırrın verdiği cüretkarlıkla, çay bardağını tutan babasının ellerini sinsi bir gülümsemeyle izliyordu. Arda Bey, karısı Hatice’nin koyduğu zeytinleri yerken, masadaki bu üç gencin gözlerindeki o karanlık uyanışı, her birinin kendi köşesinde yaşadığı günahın kokusunu alabiliyordu. Kahvaltının bitip ortalığın toplanmasının ardından Sude, evin içindeki bu boğucu ve elektrikli havadan kaçmak, üzerindeki gerginliği atmak bahasini sunarak hızla evden çıktı.

Parktaki Tehlikeli Oyun
Sude, kendisini Ankara’nın yakıcı güneşi altında dışarı attığında, kasıklarında hala ablası Cansu’nun ona bıraktığı o yoğun ve yarım kalmış sızıyı hissediyordu. Erkek arkadaşı Berkay ile parkın en tenha, ağaçların gölgede bıraktığı kuytu bir köşesinde buluştu. Berkay, sevgilisinin üzerindeki o gri, dar ve vücut hatlarını tamamen ortaya çıkaran spor tayta ve dekolteli bluzuna aç bir bakış fırlattı. Buluştukları andan itibaren Sude’nin gözlerindeki o huzursuz ama davetkar parıltı Berkay’ın dikkatinden kaçmamıştı.

“Çok sıcak değil mi?” dedi Sude, ahşap banka otururken bacaklarını üst üste atarak. Taytın gerilen kumaşı, kalçalarının dolgunluğunu tamamen gözler önüne seriyordu.

Berkay, daha fazla dayanamayarak elini Sude’nin gri taytla kaplı dizine yerleştirdi ve yavaşça yukarı, bacak içlerine doğru kaydırmaya başladı. Parmakları kumaşın üzerinden Sude’nin etine gömüldükçe, Sude’nin zihninde Berkay’ın görüntüsü siliniyor, yerini dün gece odasının kapısını aralık bırakıp beklediği abisi Tarık’ın o sert ve maskülen siluetine bırakıyordu. Berkay’ın dokunuşları, Sude için sadece abisine karşı duyduğu o devasa, yasak arzunun bir tatmin aracıydı.

“Berkay, yapma… Burada olmaz, herkes görebilir,” diye fısıldadı Sude, ama sesi o kadar zayıf ve nefes nefeseydi ki, bu bir reddedişten ziyade daha fazlasını isteyen bir davetti. Berkay’ın elinin taytın üzerinden kasıklarına yaptığı o sert baskı, genç kızın otopark öncesi tamamen ıslanmasına yetti.

Otopark Kuytusundaki Haz Patlaması
İkili, parkın hemen yanındaki yüksek katlı, lüks apartmanlardan birinin sessiz, loş ve yer altındaki beton otoparkına sığındı. İçerideki hava dışarıya kıyasla serindi ama ikisinin arasındaki libido bu serinliği saniyeler içinde yok etti. Geniş beton kolonlardan birinin gölgesine geçtiklerinde, Berkay Sude’yi arkasından duvara sertçe yasladı.

Berkay’ın sabırsız elleri, Sude’nin üzerindeki gri dar taytı kalçalarından aşağı, dizlerine kadar tek bir hamlede sıyırdığında; soğuk beton duvarın Sude’nin çıplak kalçalarına ve sırtına değmesi genç kızda adeta bir elektrik şoku etkisi yarattı. Taytın altındaki o pembe dantelli, incecik çamaşır da bir kenara sıyrıldığında, Sude’nin tamamen savunmasız ve ıslak olan kalçaları otoparkın loş ışığında parıldıyordu.

“Sude… Sen tamamen yanıyorsun, bu ne hal?” diye fısıldadı Berkay, dudaklarını Sude’nin terli boynuna gömüp tenini hırsla emerken.

Sude, gözlerini sımsıkı kapattı. Betondan gelen o soğukluk, kasıklarındaki o yakıcı sıcaklıkla muazzam bir tezat oluşturuyordu. Berkay’ın eli, Sude’nin bacak arasından süzülüp o tamamen ıslanmış, dar ve sıcak merkezine ulaştığında; Sude başını geriye, sert betona vurarak boğuk, uzun bir inilti koyuverdi. Berkay, parmaklarını Sude’nin en hassas noktasında sert ve ritmik hareketlerle gezdirirken, Sude tırnaklarını Berkay’ın omuzlarına geçirmişti.

Ancak Sude’nin zihninde canlanan, onu bu denli delirten şey Berkay’ın varlığı değil; evde onu kapıdan geri çevirdiği abisi Tarık’ın o hırslı, karanlık arzusu ve ablası Cansu’nun ona yatakta fısıldadığı o limitsiz cinsel özgürlüktü. Berkay, Sude’nin bir bacağını kavrayıp kendi beline doladığında, aralarındaki o çıplak ve sert sürtünme otoparkın boşluğunda ıslak, tok sesler yankılatıyordu. Sude, otoparkın derinliklerinden gelebilecek en ufak bir ayak sesinin, yakalanma korkusunun verdiği o devasa adrenalinle birlikte hazzın en yüksek seviyesine ulaştı. Vücudu beton kolonun üzerinde bir yay gibi gerilirken, bacaklarının arasındaki o yoğun kasılmayla birlikte otoparkın karanlığına doğru boğuk bir çığlık bıraktı.

Dakikalar süren bu kontrolsüz patlamanın ardından, Sude bitkin bir halde Berkay’ın omuzlarına yığıldı. Gri taytını yukarı doğru çekerken bacakları hala zevkten titriyor, yürümekte zorlanıyordu. Otoparkın loşluğundan çıkıp tekrar Ankara’nın o bunaltıcı, yakıcı güneşine karıştıklarında, Sude artık sadece masum bir lise mezunu ya da evin küçük kızı değildi; o, aile evinin duvarlarına sinen, babası, ablası ve abisiyle paylaştığı o büyük, karanlık ve ortak “günah mirasının” en genç ve en aç temsilcisi haline gelmişti.

Otoparkın Soğuk Duvarlarında Uzayan Yankı

Berkay, Sude’nin bu ani ve şiddetli teslimiyeti karşısında adeta büyülenmişti. Sude’nin vücudundaki titreme dinmek bilmezken, genç adam ellerini onun gri taytının üzerinden çekmedi; aksine, kumaşın altındaki o taze, terli sıcaklığı parmaklarıyla daha sert kavramaya başladı. Sude ise sırtını yasladığı beton kolonun soğukluğunu artık hissetmiyordu; kasıklarından tüm vücuduna yayılan o yoğun dalga, zihnindeki ahlaki barikatları tamamen küle çevirmişti.

“Sude… Bu normal değil, sen bugün çok farklısın,” diye fısıldadı Berkay, nefes nefese kalmış bir halde Sude’nin kulağına doğru eğilerek. Onun bu sözleri, Sude’nin içindeki o karanlık gururu okşadı. Berkay onun sadece bir erkek arkadaşla buluştuğunu sanıyordu, oysa Sude o sırada 4+1 dairenin koridorlarında dönen o büyük girdabın enerjisini buraya taşımıştı. Ablası Cansu’nun yatakta tenine bıraktığı o cüretkar dokunuşlar, abisi Tarık’ın odasının kapısındaki o aç bakışları… Hepsi şu an Sude’nin damarlarında akan o limitsiz şehvetin asıl yakıtıydı.

Genç kız, Berkay’ın tişörtünün yakasından tutarak onu kendine doğru çekti ve dudaklarına vahşi, emici bir öpücük kondurdu. Bu öpücük, az önce yaşanan o deşarj anının bittiğini değil, aksine otoparkın bu loş, kuytu köşesinde tehlikeli bir oyunun daha yeni başladığını ilan ediyordu. Berkay’ın elleri yeniden taytın bel kısmına gidip kumaşı kalçalarından aşağı doğru esnetirken, Sude gözlerini loş tavan lambalarına dikti ve içinden tek bir şey geçirdi: Evdeki herkes kendi günahını yazarken, o da bu beton yığınının altında kendi sınırlarını sonuna kadar zorlayacaktı.

Bunu Okuyanlar Bunları da Okudu

Bu hikayeye en yakın okuma önerileri

Trendleri keşfet
5

Teyzemin kocası eniştem zorla yaptı

admin 13.260

4

Bölüm 3: Çapraz Ateş ve Tehlikeli Temaslar

admin 9.005

3.7

Yasak Arzular Bölüm 2

admin 5.573

2 Bölüm 3

Aynı Çatı Altında

Son: Bölüm 1

admin 2.432

Devam Et →
9 Bölüm 2: Sabahın Soğuk Duşu
5

Yasak Arzular Bölüm 3

admin 1.013

3 Bölüm 4.4

Yasak Arzular Bölüm 1

Son: Bölüm 1

admin 895

Devam Et →
2 Yasak Arzular Bölüm 2 3 Yasak Arzular Bölüm 3
5

Bölüm 2: Sabahın Soğuk Duşu

admin 891

4.8

Kız Kardeşimle

admin 573

Coin Etkinliği

BÜYÜK COİN AVI BAŞLADI!

NOXORA EKOSİSTEMİNE KATIL: BÜYÜK COİN AVI BAŞLADI!

Sadece izleyenlerden mi olacaksın, yoksa geleceği inşa edenlerden mi? Noxora ekosistemi hızla büyüyor ve genişleme hareketimize öncülük edecek ilk elçilerimizi arıyoruz. Sınırları zorlayanların kazanacağı…

--:--:--

Yorumlar 0

Düşüncelerini paylaş — anında listelenir.

0% Bölüm 4 / 4 ~11 dk kaldı