Aynı Çatı Altında · Bölüm 1 / 1

Aynı Çatı Altında

⏱ 7 dk okuma 2.4K Şu an 2 kişi okuyor

Bölüm 1: Çatının Altındaki Gölgeler

Annemle Kaan’ın babası evleneli tam üç yıl olmuştu. Üç koca yıl… Toplumun gözünde biz aynı masada yemek yiyen, bayramlarda birbirine sarılan, akrabaların “ne kadar da şanslılar, ne güzel anlaşıyorlar” dediği iki üvey kardeştik. Ama o kapı kapanıp, bizi bu üniversite evinde yalnız bıraktıklarında, koridorun iki ucundaki odalarımız birer suç mahalline dönüşüyordu.

Yıllarca Kaan’dan kaçmıştım. Mutfağa girdiğinde banyoya saklanarak, salonda oturduğunda odama kapanarak… Çünkü ona her baktığımda, bir kardeşin hissetmesi gereken o masum sevgiyi değil; içimi kavuran, beni uykusuz bırakan tekinsiz bir arzuyu hissediyordum. Ve en kötüsü, Kaan bunun farkındaydı. Bunu biliyor ve bu sınırla oynamaktan zevk alıyordu.

Haziran sıcağı Ankara’nın üzerine çöktüğü o gece, ev klostrofobik bir hapishane gibiydi. Saat gece yarısını çoktan geçmişti. Üzerimdeki ince, askılı saten gecelik tenime yapışıyordu. Vantilatörün üflediği sıcak hava odadaki bunaltıyı dağıtmaya yetmeyince, sessizce odamdan çıktım. Ayak parmaklarımın ucunda, Kaan’ın odasının önünden geçtim. Kapısı aralıktı. İçeriden gelen loş ışık koridora sızıyordu. Durmadım, bakmadım. Bakarsam ne olacağını biliyordum.

Mutfağa girip buzdolabını açtım. Yüzüme vuran soğuk hava bir anlığına nefes almamı sağladı. Sürahiden bardağa soğuk su doldururken, arkamdaki o tanıdık gölgeyi ve çıplak ayak seslerini duydum. Üç yıl boyunca bu sesi nerede duysam tanırdım.

“Yine mi uyuyamadın, ufaklık?”

Sesi karanlıkta, fısıltı gibi ama pürüzlü ve derinden geldi. Arkamı döndüğümde Kaan tam karşımdaydı. Üzerinde sadece gri bir eşofman altı vardı, göğsü çıplaktı ve teni sıcaktan parlıyordu. Aramızda sadece birkaç santim kalana kadar yürüdü. Kaçacak yerim yoktu, sırtım buzdolabının soğuk kapağına yaslandı.

“Ev çok sıcak,” dedim, sesimin titremesini engellemeye çalışarak. Ama gözlerim benden bağımsız olarak onun köprücük kemiklerinde, oradan aşağıya, kaslı göğsüne kaydı. Nefes alıp verdikçe göğsünün yükselişini izlemek içimdeki yangını körüklüyordu.

Kaan hafifçe gülümsedi. O tehlikeli, ne yapacağını iyi bilen gülümsemeyle… Elini uzattı, bardağı tutan parmaklarımın üzerine kendi sıcak elini kapattı. Teninin tenime değdiği o ilk an, sanki üç yıldır biriken tüm o bastırılmış elektrik mutfakta patladı. Bardak elimden kayacak gibi oldu ama o engelledi. Bardağı yavaşça yanımdaki tezgaha bıraktı, gözlerini bir an bile gözlerimden ayırmadan.

“Sıcak olan ev değil, Aylin,” dedi, sesi o kadar yakındı ki nefesi dudaklarıma değiyordu. “Sensin. Üç yıldır bu evde, benim alt katımda bir alev gibi dolaşıyorsun.”

“Kaan, yapma… Annemler…” diye fısıldayabildim. Bu bizim yıllardır sığındığımız sahte kalkandı. Ama artık hükmü kalmamıştı.

“Annemler burada değil,” dedi Kaan. Büyük, damarlı eli yavaşça belime, o ince saten kumaşın üzerinden kalçama doğru kaydı. Avucunun sıcaklığı kumaşı delip geçiyor, etimi yakıyordu. “Ve biz hiçbir zaman kardeş olmadık. Bunu ikimiz de biliyoruz.”

Eğildi. Dudakları boynumun kenarına, şah damarımın tam üzerine değdiğinde nefesim boğazımda tıkandı. Oraya bıraktığı ıslak, derin bir öpücük bacaklarımın bağını çözmeye yetti. Beni belimden kavrayıp kendine daha sert çekti; kasıklarının sertliğini, arzusunun büyüklüğünü kalçamda hissettiğim an içimdeki o son ahlaki baraj da yıkıldı.

Ellerimi onun çıplak, sıcak omuzlarına doladım. Parmaklarımı sırtına geçirirken, üç yıllık o yasak açlıkla dudaklarımızı birleştirdik. Bu bir öpücük değil, bir savaştı. Yılların birikmiş itirafı, suçluluğu ve şehveti dudaklarımızın arasında eziliyordu.

Mutfaktaki o sert öpücük, üç yıldır her gece kurduğum fantezilerin çok ötesindeydi. Kaan’ın dudakları dudaklarımı talan ederken, dilleri birbirine dolanırken zihnimdeki tüm mantık kırıntıları havaya uçtu. Büyük, sıcak avcu saten geceliğimin eteğini sıyırıp çıplak uyluğuma, oradan kalçama tırmandı. Beni tezgaha doğru biraz daha kaldırdığında, çıplak bacaklarım Kaan’ın beline dolandı. Aramızdaki kumaşlar yokmuş gibi, onun o sert, hırslı arzusunu kasıklarımda hissediyordum.

“Kaan…” diye inledim dudaklarının arasına. Bu bir durdurma çabası değil, teslimiyetti.

Kaan boynumdan aşağıya, göğüs dekolteme doğru ıslak ve yakıcı öpücükler kondurarak indi. Elinin biri geceliğimin üstünden göğsümü kavradı, parmaklarının arasındaki baskı içimden kasıklarıma doğru bükülen bir zevk dalgası gönderdi. Diğer eli ise yavaşça külotumu kenara sıyırmak için aşağıya süzüldü. Tam o anda, tenimin onun parmaklarıyla buluşacağı o geri dönülmez eşikte…

Dışarıdan, apartman boşluğundan gelen sert bir ses yankılandı. Bir üst kat komşusunun düşen dış kapısı ya da sokaktaki bir gürültü… Ama o sessiz gecede bana bir bomba etkisi yaptı.

Gözlerim dehşetle açıldı. Beynim başımdan aşağı kaynar sular dökmüş gibi gerçek dünyaya döndü.

Biz ne yapıyorduk? Annemin kocasıyla, babamın karısıyla… Aynı soyadını taşıyacaktık.

“Dur,” dedim, bu sefer sesim net ve korku doluydu. Kaan’ın omuzlarını bütün gücümle ittim.

Kaan nefes nefese, gözleri kararmış bir halde durdu. Alnını alnıma yasladı, göğsü hızla inip kalkıyordu. “Aylin, bırakma… Buradayız işte,” diye fısıldadı, sesi açlık ve öfke doluydu. Gitmeme izin vermek istemez gibi kalçamdaki elini daha da sıktı.

“Bırak beni! Kaan, hayır, olmaz!”

Bacaklarımı belinden çözüp kendimi tezgaha bıraktım. O kadar titriyordum ki dizlerim beni taşımakta zorlandı. Kaan’ın şaşkın ve arzulu bakışları altından sıyrılarak mutfaktan fırladım. Arkama bile bakmadan koridorda koştum, odama daldım ve kapıyı kapatıp arkasındaki kilidi çıt sesiyle döndürdüm.

Sırtımı kapıya yaslayıp yere çöktüm. Kalbim göğüs kafesimi patlatacak gibi çarpıyordu. Dudaklarım sızlıyor, boynum Kaan’ın ıslaklığıyla yanıyordu. En kötüsü de, vücudumun alt kısmı hâlâ onun dokunuşunun açlığıyla zonkluyordu. Korkudan ve utançtan ağlamak üzereydim.

Tam o sırada, kapının hemen arkasından bir ses geldi.

Kaan koridoru geçmiş, kapımın önüne gelmişti. Aramızda sadece birkaç santimlik ahşap bir parça vardı. Kilitli kapının kulbunun yavaşça aşağı indiğini, sonra kilitli olduğu için sertçe takıldığını gördüm. Nefesimi tuttum.

“Aylin,” dedi Kaan, sesi kapının arkasından boğuk ama tehditkar bir kararlılıkla geldi. “Bu gece o kapıyı kilitleyebilirsin. Ama yarın yine bu evdeyiz. Ertesi gün de… Bu işin başladığını ve bir daha asla eskisi gibi olamayacağımızı ikimiz de biliyoruz.”

Ayak sesleri odasına doğru uzaklaştı ve kendi kapısı kapandı.

Yerde, karanlıkta başımı dizlerime gömdüm. Kaan haklıydı. Yarın sabah o masada karşılıklı oturup birbirimizin yüzüne bakmak zorundaydık ve ben dudaklarımda hâlâ onun tadını taşırken bunu nasıl yapacağımı hiç bilmiyordum.

Benzer Hikayeler

Bu hikayeye en yakın okuma önerileri

Trendleri keşfet

İlk Erkeğim Abim

admin 15

5

Teyzemin kocası eniştem zorla yaptı

admin 13.256

Seri 4.4

Yasak Arzular Bölüm 1

admin 895

Ergen Erkek Kardeşime güzel anlar yaşattım

admin 18

Yorumlar 0

Düşüncelerini paylaş — anında listelenir.

0% ~7 dk kaldı